MOLEKÜLLER YAŞANTIMIZIN HER ALANINDALAR



Şu anda mouseu elinizde tutarken aslında molekülleri tutuyorsunuz. Yanıbaşınızda duran kahvenizi yudumlarken aslında molekülleri içiyorsunuz, burnunuza gelen kahve kokusuyla aslında kahvenin yaydığı koku moleküllerini soluyorsunuz. Kahvenin tadını alan diliniz de tüm bu yazıları okuyan gözleriniz gibi biraraya gelmiş moleküllerden başka bir şey değiller. "Nefes alıyorum" derken gerçekte havadaki molekülleri içinize çekiyorsunuz. Moleküller sayesinde hissediyor, görüyor, koku ve tat alabiliyorsunuz. Etrafınızdaki herşey gibi aslında siz de moleküllerden oluşuyorsunuz.

Bizler, her yanı moleküllerin birleşiminden meydana gelmiş bir dünyanın içinde yaşıyoruz. Bazı moleküller, metan ya da hidrojen gazı gibi daha küçük ve basittir. Bazı moleküller ise son derece büyük ve kompleks bir yapıya sahiptir. Bazı moleküller kokudan ve tattan sorumludurlar. Bazıları havada uçar, bazıları vücudumuzu, bazıları da suyun derinliklerindeki ihtişamlı güzellikleri meydana getirirler.

Kısacası yaşantımızdaki herşey moleküldür. Söz konusu "herşey" çok geniş bir anlama sahiptir. 109 atom çeşitli şekillerde birleşir ve etrafımızdaki "herşeyi" oluştururlar.

Bu atomların meydana geliş şekilleri, yani oluşturdukları özel dizaynlar, birbirinden farklı maddesel özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Bazen moleküle tek bir atom eklenir ve içtiğimiz su bir zehire dönüşebilir. Moleküle eklenen veya molekülden ayrılan tek bir atom,yenilemez şeyi yenilebilir hale, keskin ve çirkin bir kokuyu muhteşem gül kokusuna dönüştürebilir. Aynı atomların farklı şekillerde birbirlerine bağlanmaları, molekülün rengini değiştirebilir, akışkan bir maddeyi katı yapabilir. İşte evren, henüz bilimin tüm sırlarını çözemediği bu eşsiz sanatın sergilendiği yerdir. Allah, görünmeyen bir alemde yarattığı mucizeleri, muazzam bir akıl ile görünür hale getirerek sonsuz ilmini ve muhteşem sanatını sergilemektedir.

Bu sitede, Allah'ın, atomları ve atomlar arasındaki bağlantıları sebep kılarak yarattığı moleküller ve moleküllerdeki olağanüstü özellikler her okuyanın anlayabileceği bir anlatımla incelenecektir. Gözle görülmeyen atomların, tüm evrendeki nesnelerin tamamını nasıl oluşturduklarını öğrenen ve bunun üzerinde akıl ve vicdan ile düşünen her insan, Rabbimiz'in sonsuz kudretini, aklını ve benzersiz yaratışını görecek, O'nun karşısında ne kadar aciz olduğu anlayarak, Allah'ın gücü karşısında boyun eğecektir.

AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ

Sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz'in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah'ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol" demesi yeterlidir. Kuran'da Allah şöyle buyurmaktadır:

Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

26 Nisan 2010 Pazartesi

HÜCREYİ İNŞA EDEN MOLEKÜLLER

Bedeniniz, tümüyle moleküllerden oluşmuş bir varlıktır. Gözleriniz, elleriniz, beyniniz, kaslarınız, sizi "siz" yapan fiziksel özellikleri belirleyen genleriniz, hücreleriniz ve hücrelerinize yaşam sağlayan proteinleriniz birer molekül yığınıdırlar. Benzer moleküler yığınlar doğada; örneğin toprakta, taşlarda, kayalarda, metallerde de vardır, ama bunlar sizin gibi canlı değildirler. Sizin bedeniniz de atomlardan ibarettir, üzerine bastığınız toprak da. Peki sizi topraktan farklı kılan şey nedir?
Bir materyalist bu soruya "insanı oluşturan atomlar daha iyi organize olmuşlardır, tek fark bu" diye cevap verecektir. Bu organizasyonun ise, "evrim" adını verdiği bir süreç sonucunda, doğanın kendisi tarafından yapıldığını ileri sürecektir.


Bedeniniz de, üzerine bastığınız toprak da atomlardan oluşmaktadır. Ancak bunun anlamı, cansız maddeleri oluşturan atomların organize olarak ve evrimleşerek "canlanmaları" değildir kuşkusuz. Dolayısıyla canlıların kökeni, bu atomların biraraya gelmelerinden ibaret değildir. Canlıların kökeninde, çok üstün bir müdahale, tasarım ve güç vardır. İşte bu Yüce Allah'ın yaratmasıdır.
Oysa bu iddia, bu konudaki tüm gözlem, deney ve deneyimlere, dahası mantığa aykırıdır. Çünkü:
1) Cansız maddeleri oluşturan atomlarla, sizin bedeninizi veya canlıların bedenlerini oluşturan atomlar arasında nitelik (vasıf) açısından bir fark yoktur. Dolayısıyla bunların herhangi bir şekilde organize edilmeleri, onlara yeni bir nitelik kazandırmaz. Bunu bir örnekle açıklayalım: Atomları oluşturan proton, nötron, elektron gibi parçaları birer taş parçası olarak düşünün. Bu taş parçalarını farklı şekillerde; yanyana, üst üste, alt alta, çaprazlama vs. dizmeniz, bunları birbirlerine tutturmanız veya ayırmanız, kısacası yapabileceğiniz herhangi bir "organizasyon", bu taşların toplamına yeni bir vasıf kazandırmaz. Örneğin ideal bir dizilim sağladığınızda taşlar konuşmaya, görmeye, şarkı söylemeye başlamazlar. Aynı şekilde atomların ve atomları oluşturan parçacıkların da farklı şekillerde organize edilmeleri, onlara daha önceden sahip oldukları bir nitelik kazandıramaz. Onları, "canlı" hale getiremez. Düşünen, konuşan, hareket eden insanlara çeviremez.
Materyalistler bunun aksini iddia ettiklerine göre, iddialarına deneysel bir kanıt getirmelidirler. Yani cansız maddeyi alıp, organize edip, ondan canlı bir varlık çıkarmalıdırlar ki, bunun geçmişte -yani dünyadaki ilk yaşamın başlangıcında- yaşandığı yönündeki iddialarının bir temeli olabilsin. Oysa, aksine, insanoğlu bugüne kadar böyle bir şeyi başaramamıştır ve bunun o kadar imkansız olduğu ortadadır ki, bilim adamları söz konusu çabadan (yani cansız maddelerden canlılık üretme uğraşısından) vazgeçmişlerdir.
Kısacası hayatın, atomların "organize" olmalarıyla ortaya çıkabileceği iddiası hem mantığa hem de bilimsel gerçeklere aykırıdır. Tüm gözlem ve deneyler, Allah'ın Kuran'da yer alan "Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için biraraya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar." (Hac Suresi, 73) hükmünün bir göstergesi durumundadır.
2) Kaldı ki, doğada atomları organize edecek bir güç, bir mekanizma da yoktur. Materyalistlerin, adına "evrim" dedikleri süreç, hiçbir zaman gözlemlenmemiş, varlığına dair en ufak bir kanıt bulunmamış, hayali bir efsaneden ibarettir. Yeryüzündeki herhangi bir kimyasal işlemin, nükleer reaksiyonun veya fiziksel olayın atomları organize ederek, onları, canlılarda var olan kompleks sistemleri oluşturmaya doğru ilerlettiği görülmemiştir. Darwinistler'in "öz örgütlenme" şeklindeki yanıltıcı başlıkla sundukları bazı kimyasal olaylar (kristalleşme, açık sistemlerde entropi düşüşü vs.) gerçekte sadece basit "düzenlenme" örnekleridir ve bunların canlılık için gerekli kompleks sistemlerin kökenini açıklayamayacağı çok açık bir gerçektir. (Bkz. Harun Yahya, Hayatın Gerçek Kökeni, 2003)
Bu gerçeklerin bize gösterdiği sonuç ise çok önemlidir: Evrendeki cansız maddeleri oluşturan atomların, ne "evrimleşerek" ne de insan eliyle, "canlanmaları" mümkün değildir. Dolayısıyla canlıların kökeni, bu atomların biraraya gelmelerinden ibaret olamaz. Canlıların kökeninde, çok üstün bir müdahale, tasarım ve güç vardır.
İşte bu, Yüce Allah'ın yaratmasıdır. Nitekim Allah Kuran'da, Kendisi'nin "diriyi ölüden çıkardığına", yani cansızlara can verdiğine dikkat çekmektedir:
... O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz? (Enam Suresi, 95)
Cansız varlıklara can verilmesi, "doğaüstü" bir olaydır, yani bir mucizedir ve sadece Allah'a mahsustur. Yine sadece Allah'a mahsus olan bir başka mucize ise, canlılar içinden birine, diğerlerinden farklı, yüksek bir bilince sahip özel bir ruh verilmesidir. Bu ruhu Allah insana lutfetmiştir. Secde Suresi'nin 9. ayetinde buyurulduğu üzere, Allah insanı önce bedenen yaratmış sonra da ona Kendi ruhundan üflemiştir.
Dolayısıyla insanı insan yapan iki ayrı unsur vardır: Atomlardan oluşan bedeni ve Allah'ın kendisine üflemiş olduğu ruhu. İnsanı sadece atomlardan oluşan bir madde yığını zanneden materyalistler, körü körüne inandıkları bu batıl inanç nedeniyle büyük bir çıkmaz içindedirler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder